28 Mart 2008 Cuma

^^Pijamalar^^

Bu pijamaların hepsine bayıldım arkadaşlar. Şunu istiyorum diyemeyceğim çok üzgünüm. Terlikleriyle takım yapmışlar bir de, şahane. Pijamalar victoria's secret imzalı ve siteden daha fazlasına ulşabilirsiniz. Canım sıkıldıkça geziyorum ben ne yapayım yahu:)

Hem şıklık hem rahatlık, ikisi bir arada ne güzel değil mi? Başka bir şeye gerek yok zaten. O zaman hayırlı olsun diyorum alıp giyecek olanlara:)

26 Mart 2008 Çarşamba

^^Kelime Oyunu-Hazırlık^^

Hazırlan kalbim, şimdi gitme vakti

Bırak tutunduğun dalı, gör kanayan yerlerini

Avutma kendini biraz daha diyerek,

Şimdi sarma zamanı yaralarını…

Harabeydim sen karşıma çıktığında. Enkazlar arasında, toz duman içinde öyle bakıyordum hayatın soluk ve korkunç yüzüne. Aşktan değil savaştan çıkmıştım. Her yanımda yaralar, kanayan yerlerime bakıp ağlıyordum. Aşk diyerek kendime yaptıklarıma inanamamıştın anlattığımda. Sonra enkazın arasından tutup ellerimi, çıkarmıştın aydınlığa. Silerek tüm geçmişin izlerini, başlamıştı yüreğim yeniden aşk hazırlıklarına. Ne oldu sonra?

Yanıldım, aldandım. Yenildim, azaldım, hırpalandım. Düştüm, kalkamadım. Yine yeniden.

Enkazın arasından almıştın beni ama sen yeni bir enkaz yarattın. Şimdi susuyorsam ve kesiyorsam kelimelerin dilini tam burada, sanma ki yok anlatacaklarımın daha fazlası. artık bir tek kalbim anlar beni. Ondan susmalarım.

Hazırlan kalbim şimdi gitme vakti.

^^Gülümseyin^^

EVLiLIGIN ILK HAFTASINDA:

Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!!

Gelin: Senden ayrılmamı ister misin?

Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme!

Gelin: Sen.. Bana aşıkmısın?

Damat: Taaaabiki.

Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün?

Damat: Tabiki hayır.

Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin?

Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne.

Gelin: Peki bana bir gün vuracakmısın?

Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim.

Gelin: Sana güvenebilir miyim?

Damat: Evet.

Gelin: AŞKIM.


EVLILIGIN YEDINCI SENESINDE:

[ lutfen YUKARIDAKI konusmayi asagidan yukariya dogru okuyunuz

25 Mart 2008 Salı

^^Ben Geldim^^

Arkadaşlarım, zorunlu aradan sonra yine buradayım ve inanın kendimi çok rahat hissediyorum. Bana msj bırakan, yorumlarıyla bana destek olan ve güç veren tüm arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Geçen pazartesinden başlayan hastane koşturmaca sı devam ediyor. Kayınvalidem hastalığının ne olduğunu bilmiyor. Gerçi o kadar kitap okuyan, tv izleyen kişinin kanser olmadığını hissetmemesi inandırıcı gelmiyor bana. Ama çok güçlü duruyor. Kemoterapinin dördüncü gününde olmasına rağmen dimdik ayakta. Vücuduna inat ayakta ki inşallah böyle devam eder. Doktorunun söylediğine göre bir haftalık kemoterapiden sonra bir hafta daha hastanede dinlenecek ve sonrasında eve çıkabilecek. Zaten en çok istediği de bu. Evine gidip saçlarını boyatmak ve yıkanmak. İnşallah hepsi olacak hayırlısıyla. Beni sorarsanız ayakta durmaya çalışıyorum. Olan olaylar, hastane süreci her şeyin arasında birde ortaya çıkan dengesiz insanlarla uğraşıyorum. Ama az kaldı biliyorum. İş yerinde olduğum zamanlarda hepinize uğradım ama yorumlarımı bırakamadım üzgünüm. Geldim artık buradayım ve hepinizin tek tek kapısını çalacağım hiç merak etmeyin anacığım:)

Bu arada kelime oyununu kaçırdım. Ama ebe sobeye yetiştim:) Sevgili Aylin beni ebelemiş. Harflerin bize neler çağrıştırdığını yazacağız sanırım. Doğru anlamış mıyım:) Ufak ufak başlayayım ozaman ben:)

A** Aşkkk kardeşim ille de aşk yani ne yapayım:)

B** Balık. Hem evdeki balıklarım sayko ve soyka hem de yediğim lezzetli balıklar geldi aklıma bu ne çelişki yarabbim.

C** Cennet Hayırrr Ferhat göçerin cennet şarkısı değil:) Şu öteki taraftaki sonsuz güzellikten bahsediyorum yahu.

Ç** Çiçek tabiî ki.

D** Deniz Onsuz asla

E** Erik Hayır aşermiyorum yaaa. Çok severim şöyle ekşi ekşi tuza batırıp yesek. Allahım ağzım sulandı susayım

F** Fatma Benim canım annem

G**Gemiler Nasıl hüzün kapladı bak içimi. Hayır gemici bir sevgilim olmadı ve ben onun

arkasından mendil sallamadım:)

Ğ** Bana bir şey anımsatmadı şekerim.

H**Hayat Ne kadar kısa ve ne garip değil mi?

I**Ispanak Çok seviyorum ne yapayım:)

İ**İstanbul aşık olduğum şehir. Ölürsem beni istanbula gömün diyorum kimse dinlemiyor. Sanırım masraftan kaçıyorlar:)

J**Jamaika Ne alaka?

K**Kalem İyi ki bulmuşlar valla. Kalem kağıt olmasaydı ne yapardım. Hala kağıda yazıp temize çekiyorum ben biliyor musunuz:)

L** Lale İki tane aldım kendime ama açmadılar ne yapayım seneye artık:)

M** Murathan Mungan Ah çok seviyorum onu okumayı. İçim sökülüyor.

N**Ne var en çok kullandığım iki kelime ne yapayım aklıma geliverdim:)

O**Olmak ya da olmamak Bugünlerde aklımda dolanıp duruyor.

Ö** Öksüz Bu harfi duyunca aklıma hep bu kelime gelir. Çok içim acır. Ne acıklı kelime.

P** Paris Görmeyi çok istiyorum

R**Rengarenk Bu kelimeyi duyunca içim kıpır kıpır oluyor. Seviyorum renkleri.

S**Adımın baş harfi Hayır benim adım Berfin değil üzgünüm bu gerçeği şimdi açıklamam

gerekiyor. Blogumun adı, berfin ismini çok sevdiğim için berfince.

Ş**Şeker Çok seviyorum şekerin her türünü.

T** Türkiye Güzel günler göreceğiz güneşli güzel günler. Hiç yitirmiyorum umudumu. Kendi çıkarları için ülkemi kaosa götürmekten çekinmeyen bu insanlar tarihe nefretle yazdıracaklar adlarını. Neyse siyaset yapmayalım lütfen.

U**Uçurtma Çocukluğumdan hatıra

Ü**Üzüm Olsa da yesek:) Hayır hamile değilim:)

V**Veda Bak işte söylerken bile içimin burkulduğu bir kelime daha. Zordur hem veda eden için hem de veda edilen için.

Y**Yatak Çok uykum var ve yorgunum.

Z**Zambak Çok istiyorum beyaz zambak almayı..

18 Mart 2008 Salı

^^Kötü Haber^^

Arkadaşlar uzun süreden beri blogumla ve sizlerle ilgilenemememin ne yazık ki kötü bir nedeni var. Kayınvalidem cumartesi fenalaşınca hastane koşturmacalarımız başladı. Kansızlık diye bildiğimiz hastalığın ne yazık ki AML yani lösemi olduğunu öğrendik. Bunu duyduktan sonra artık herşey değişti hayatımızda. Biliyorsunuz ocak ayındaki yazımda aramızdaki problemlerden ve benim konuşmama kararı almamdan bahsetmiştim. Ama artık herşeyi bir kenara bırakıp onunla ilgileniyorum. Çünkü doktor en başta morale ihtiyacı olduğunu söyledi ve yüzde yetmiş gibi yüksek bir iyileşme oranından bahsetti. Tek sıkıntımız kan tedariği. Çünkü kendisi Rh- ve bu grıptakilerden beyaz kan almamız gerekiyor. Ayrıca O Rh- kırmızı kana ihtiyacımız var. Olur ya Mersin'den birileri okur da bize yardımcı olmak ister diye buraya yazıyorum. Bu konuda yardımcı olabilecekler bana buradan ulaşabilir. Gerekirse telefon numarası veririm.
Dualarınızı eksik etmeyin. Uzun bir süre sizinle görüşemeyeceğim.
Sevgiler.

14 Mart 2008 Cuma

^^Zaman^^

Yine istemediğim halde uzun bir ara verdim dostlarım. Eteğimde çok taş biriktirdim hepsini dökmem gerek:) Ama işyerindeki ve evdeki yoğunluktan dolayı bir türlü kendimi veremedim sayfama. Beyim izine çıktığı için cumartesi başlayıp pazartesi sona eren ufak bir tatil kaçamağı yaptık. Detaylarını uzun uzun anlatacağım. Tatil dönüşü yorgunluk, işte ki yoğunluk derken eve gittiğimde pestili çıkmışlar gibi sadece uyuduğumdan, bilgisayar sadece iş aracı oldu. Ama işyerinde fırsat buldukça sizleri takip ettim. Şimdilik döndüm diyeyim ve yine bana gelen mailler arasında görüp beğendim şu harika saatleri size takdim edeyim:) Gerçekten çok şık görünüyorlar ve ilginç:) Ben en çok ayakkabı olanını sevdim. Sizde seçin beğenin:)

Hepinizi özledim, sevgiler.


8 Mart 2008 Cumartesi

^^Kadınlar Günü^^

KADIN...


Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.

Kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.

Kimi der ki ayalimdir.
boynumda taşıdığım vebalimdir.

Kimi der ki hamur yoğuran

Kimi der ki çocuk doğuran

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım bacaklarım başım
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim
hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet RAN

Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun.

6 Mart 2008 Perşembe

^^Duvar^^

Yağmur yağıyordu, anki gökyüzü yağmurla yeryüzüne iniyordu. Islanmıştım,ama ne fark eder ki sana geliyorum değmez mi? İlk kez sen beni çağırmıştın her zamanki çay bahçesine. Bir aydır çektiğim sıkıntılar boşa çıkmıştı işte. Hareketlerinden beni artık eski kadar sevmediğini düşünmüş,günleri zehir gibi içmiştim. İşte çağırdın ya,beni bitti hepsi..

İşte oradasın, nefes almaya başladım yine. Yaşam, senin adın. Ben sen varken yaşıyorum sadece. Öyle olmasa sensizken de nefes alırım, sensizde dolaşır damarlarımda kanım.

Kafanı cama çevirmiş yağmuru izlerken öyle umarsız, gözlerini kırpıyorsun ya, her bir kirpik ok, ciğerime saplanıyor, sen bilmiyorsun. Usulca yaklaşıp omzuna dokundum, kafanı çevirdin, gözlerin ah o gözlerin, her bakış kurşun delip geçiyor yüreğimi, sen görmüyorsun.

Oturdum karşına, ellerini aradı gözlerim. Ellerin olmazsa ısınamaz ki buz tutmuş bedenim. Yok ellerin, saklanmış gibi. Ya gözlerin gözlerin neden masadaki nesnelerde geziyor. Ben buradayım karşında baksana bana, tutsana ellerimi. Titredi vücudum, kemiklerim sızladı, g özlerim renklerini kaybetti. Defalarca çınladı beynimde “bir şey var”.

“Konuş, anlat neler oluyor. At sırtındaki yükü, ezilme altında, kıyamam”

“Olmuyor. Bitsin. Ayrılalım” dedin. Bir silah gibi dayadın kelimeleri şakağıma. Ahhh çek tetiği, canım çok acıyor. Susuyorum, beynimin duvarına çarpıp paramparça oluyor kelimelerim. Ruhuma saplanıyor her bir parçası. Ruhumun derinliklerinde, en ücrasında yüreğimin, çınlıyor kelimeler. Yapma, yapamazsın. Sen benim elim ayağım, sen benim aldığım nefes. Sensiz nasıl yaşanır bilmiyorum ki ben. Gidemezsin, böyle bitiremezsin. Bu ömür sana harcanmışken, üstüme basıp geçemezsin. Ahhh beynimin duvarları yıkılın, yıkılın ki parçalanmasın kelimelerim, akıp gitsin ses olsun yare. Duvarlar, duvarlar yıkılın ki konuşayım.

Sustum. Sonra kaldırmadan başımı:

“Mutsuzluğumdan doğacaksa senin mutluluğun, razıyım tüm doğum sancılarına. Mutluluğum yoluna feda”

Kalktım. Geleceğimi, geçmişimi, ruhumu, yüreğimi yaktım ayaklarının ucunda. Sen görmedin…

4 Mart 2008 Salı

^^Çuha Çiçeği^^


Sevgililer gününde çiçekçinin önünden geçerken kendime aldığım hediyem çuha çiçeğim:) Üzerinden hiç çiçeği eksilmiyor maşallah:) İlk aldığımda küçük saksıdaydı. biraz kaldıktan sonra biraz daha büyüttüm saksıyı. Şimdi daha rahatlamş gibi.Etrafındaki kalın yapraklarının ortasında bir demet çiçek. Çiçekler üst üste açıyor. Toprağı kurudukça suluyorum. Ama netten okuduğum kadarıyla altlığında su kalmaması gerekiyormuş. .10 dereceye kadar soğuğa dayanabiliyormuş. Ama benim onu soğukta bırakmaya niyetim yok:) Oturma odamıza yerleştirdim. Ne olur ne olmaz gözümün önünde kalsın değil mi?
Tohumla yetiştirilebiliyormuş. Ama ben saksıda satın aldım. Hemde çok ucuza:) Çiçekçiye uğradığımda farklı renklerini de almayı düşünüyorum. Sizde evimde rengarenk açan bir bitkim olsun istiyorsanız çuha çiçeğini tavsiye ederim:) Pişman olmazsınız:)

2 Mart 2008 Pazar

^^Yalnızlık Paylaşılmaz^^

Şiir duvarına bu kez Özdemir Asaf'ın dizelerini yazacağım. İlk okumaya başladığüımda ümitsizliğe kapılmıştım. Birçok şiirini tekrar tekrar okumak zorunda kalmıştım. Çünkü okuduğum şaiirlerden çok farklı bir dili vardı. İtiraf ediyorumki bir çoğunu anlayamamıştım bile. Ama çeken bir yanı vardı şiirlerin. Anlamadıkça daha mı içine çekiyordu bilmiyorum. Anlatacağı duyguyu az kelimye sığdırıyordu buydu belki yabancı gelen. Sonra okudukça alıştım alıştıkça okudum. Şimdi kafam karıştığında özellikle yalınızlaştığımda kitaplığımdan alacaklarım arasında ilk sırada.
Hakkında daha fazla bilgi için önce biyografisini ve sonra da benim en çok sevdiğim şiirlerini ekledim. Ve en sevdiğim şiiri, sevdiğim adamn sesinden dinlemenin keyfinide sizlerle paylaşmadan olmaz..

***kaynak antoloji.com ve lavinya.net





Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. İlk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi'nde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde, önce Hukuk Fakültesi'ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü'ne devam ettiyse de 1947'de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. 'Zaman' ve 'Tanin' gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı.


İlk yazısı 1939'da 'Servetifünun-Uyanış' dergisinde çıktı. 1951'de Sanat Basımevi'ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı. 1955'te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu.


İkilikler ve dörtlüklerden oluşan ilk şiirlerinde yoğun bir söyleyiş özelliği göze çarpar. İnsan toplum ilişkilerine yönelik temaları konu edinerek düşündürücü bir şiir evreni kurmuştur. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte, alay ve taşlama şiirine egemen olan öğelerdir. İnsan ilişkilerinin toplumsal ve bireysel yanlarını sen ben ikileminde vermiştir. Çok kullandığı sevgi, ayrılık, ölüm temaları, son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakmıştır.


Şiirin bir görüşü yansıtması, bir iletisinin olması düşüncesinden yola çıkmıştır. Yuvarlağın Köşeleri kitabında şiirin ve yazarın işlevi konusundaki görüşlerini dile getirmiştir. Batı şiiri ve geleneksel Türk şiirinden yararlanarak verdiği bileşim sanatını zenginleştirip geliştirmiştir.


Yaptları

Dünya Kaçtı Gözüme (1955)
Sen Sen Sen (1956)
Bir Kapı Önünde (1957)
Yuvarlağın Köşeleri (1961)
Yumuşaklıklar Değil (1962)
Nasılsın (1970)
Çiçekleri Yemeyin (1975)
Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)
Bir Kapı Önünde (1982, toplu şiirleri 1, ölümünden sonra)
Yalnızlık Paylaşılmaz (1982, toplu şiirleri 2, ölümünden sonra)
Benden Sonra Mutluluk (1983, yayınlanmamış şiirleri, ölümünden sonra)

DENEME-ÖYKÜ:
Yuvarlağın Köşeleri 1 (Etika) (1961)
Yuvarlağın Köşeleri 2 (Etika) (1986)
Dün Yağmur Yağacak (Öykü) (1987)
Özdemir Asafça (Deneme) (1988)


Aşk AŞK

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

BEN DEĞİLDİM

Bir aksam-üstü pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O geçen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebebsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..


Çizgi ÇİZGİ

Kendimi sileceksem, bilirim sende varım.
Senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım.
Seni sende bütünler, sana sende inanır,
Seni sende silerim, seni bende yazarım.

ÇİZİK

Geleceğim, bekle dedi, gitti..
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.





ÖZLEM

Bir gece,
Gecede bir uyku..
Uykunun içinde ben..
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.

Uykumun içinde bir rüya,
Rüyamda bir gece,
Gecede ben..
Bir yere gidiyorum,
Delice..
Aklımda sen.

Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.

Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir anda..
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda.
Güzelce..


Seni Saklayacağım

Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemiyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün, tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Özdemir Asaf


Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails