14 Aralık 2007 Cuma

"Hastalık Geldi Hanım"

Kapıma hızlı hızlı vuran hastalık beni dinlemedi kapıyı kırdı girdi içeri. Hastalık geldi hanııımmmm diye bağıra bağıra hem de. Dün doğumgünümdü ve ben hastaydım kardeşim. Erkuş'un bütün planları suya düştü ki en çok ona üzüldüm. Yemeği bile eve istedim. Evde yemek yedikten sonra ilaç alıp yattım uyudum. Ama gerçekten kötüydüm yoksa mutlaka planına uyardım. Sanki biri elinde balyoz bütün kemiklerimi kırmak için vurup duruyordu. Bir ara çığlık atasım geldi. Şimdi ayaktayım işe geldim ama birde bana sorun. Artık çalışmak istemiyorum ben yaa. Evimin kadını çocuklarımın anası olmak istiyorum. Hangi çocuk mu? Valla ben de bilmiyorum. Neyse sanırım hastalıktan saçmalıyorum. Canlarım ben hastayım haberiniz ola. Zaten bunu haber vermek için yazdım. Ses soluk çıkmayabilir diye. Beni merak edin, özleyin tamammı?

12 Aralık 2007 Çarşamba

"Yine mi?"


Başlıktan da anlayacağınız gibi yine mi diyeceğiniz bir yazı yazıyorum. Konu mu? Tabiki mutfak:) Aman gözünüzü seveyim öye beceri marifet falan demeyin çünkü ben şu halimden gıcık kapmaya başladım:) İşyerinde gün boyu kurduğum dinlenme, yazı yazma ya da kitap okuma hayallerim evin kapısından girer girmez uçup gidiyor. Ve beynim, ruhum tek bir konuya kitleniyor yemek:) Artık benim bu halim aptallıktan başka birşey değil arkidişler. Bilin bakalım şu sevgili canımız ne istedi. Önce mantı ve devamında çiğ börek. Evet evet yanlış duymadınız biz istedikmi öyle tek çeşitle yetinmeyiz aaa lütfen yani. Ya ben çok yorgunum aslında ayrıca sanki üşüttüm ve hastalık kapıma hızlı hızlı vuruyor ama benim gözüm hala mutfakta. Yorgunluğumamı yanayım, yakında edineceğim kilolara mı yanayım yoksa şu zavallı beynimin yakında yemekten başka birşey için kendini yormayacağına mı yanayım. Sizce hangisi dostlar?

10 Aralık 2007 Pazartesi

"Mutfaktayım"


Koskoca dört gündür ortalarda yokum. Çok uzun geldi yahu. Gelir gelmez kendi sayfamdan önce sizlerin sayfalarına koştum. Sevindim, şaşırdım, mutlu oldum. Her sayfada hissettiği ortak duygu özlemdi. Hepinizi özlemişim yahu:) Niye yazamadım derseniz hafta sonu annamelerde kalıdğmız için bilgisayara oturamadım hiç. Halbuki yazmam anlatmam gereken o kadar çok şey varki. Parayla değil anam sırayla:) Şidilik mutfaktan başlayalım ne dersiniz. Bugün bana ne oldu anlayamadım. Mutfağa bir girdim sapıttım resmen. Sabah giderken kuru fasulye ısladım akşam geldiğimde onu yaparım yeter dedim ama yetmedi:) Güveçte kuru fasulye, tavuklu uyduruk bir yemek ve börek. Biliyorsunuz tek problemimiz benim ölçü nedir bilmemem o yüzden sadece üstünkörü anlatabiliyorum yemeklerin yapılışlarını.
Mesela güvece yağ koydum,sonra göz kararı biber salçasını ve üzerine önceden haşladığım fasulyeyi koydum. Bunlar kavrulunca üzerine et suyu ve haşlanmış ve parçalara ayrılmış eti ekledim. Güvecin ağzını folyo ile kapatıp fırını verdim:)mis gibi fırında kuru fasülye oldu.
E fırını yakmışken hiç börek pişirmeden olurmu. Hadi bakalım dolaptaki yufkayı ve milföy'ü çıkarıp saralım dedik. Onuda attık fırına. Dur canım daha bitermi.
Saklama kabında bekleyen haşlanmış tavuğumuzu öyle sade yiyeceğimiz yok. Şuradaki domatesler de yumuşamış mı ne. Ne yapsak? Hemen tavaya birazcık sıvıyağ koyalım. İçerisine bolca ketçap ve birazcık domates salçası üzerine küçük küçük doğranmış domatesleri atalım. Üzerinede tiftiklediğimiz tavuk parçlarını ekleyelim. Bir adet sarmısak, kimyon ve karabiber. Tamam buda uyduruk bir tavuk yemeği arkadaşlar ama bunun resmi yarın çekilecek:) Erkuş yemekleri görünce bunları kim yiyecek diye sordu ama:) Artık bir iki gün mutfağa girmem sanırım:) Dostlar mutfaktan seslendim bugün sizlere. Kendinize iyi bakın olurmu anacığım.

6 Aralık 2007 Perşembe

"Takılı Kaldım"

Takılı kaldım başlığı altında bir kategori açmak gerekiyor artık. Sıkça takılıp kaldığımdan sanırım bu düşüncem:) Geçen akşam adına Volkan Konak dediğimiz güzelliğe denk geldim televizyonda. Uzun zaman olmuştu dinlemeyeli hem kendisini hemde takıldığım bu şarkıyı. Kendisini dinlemekten çok keyif alırım. Yüzü , gülüşü gelir gözlerimin önüne dinlerken. Sesini dinlerken aynı zamanda kendini seyrediyormuş gibi olurum:) Bundan sanırım aldığım zevk ikiye katlanır. Ayrıca kendisi şarkı söylemekle yetinmez şiir de okur. Şiir sever olarak her önüne gelenin şiir okumasına gıcık olurum ama Volkan abim o kadar güzel okuyor ki kızamıyorum:) Kendisi duruşuyla, sosyal konularda gösterdiği hassasiyetle, yazdıkları ve yorumuyla sanatçı sıfatını başarıyla taşıyor. Bu benim şahsi fikrim tabiki, katılmak zorunda değilsiniz:) Seviyorum seni Volkan abii,saygılar:)
Bu arada sizler için de bir güzellik düşündüm dostlar. Şimdi ben takılıyorum ve bunu sizlerle paylaşıyorum, şarkıyı hatırlatıyor sözlerini yazıyorum. Yani iyice iştahınızı açıyorum değil mi? Sizde belki takılıyorsunuz şarkılara ama elinizin altında olmuyor ve basıyorsunuz küfürü. Ben de dedimki yeter kulaklarımın çınladığı. Şu takıldığım parçaları yazıya iliştirivereyim de dostlar isterse tıklayıp dinlesinler. İyi yapmışmıyım. Bak uğraştım durdum bir müzik eklicem diye hatta blogumun dili değişti sakın iyi yapmamışsın demeyin:) Lütfen yani üzmeyin şu garibanı. Ben sizleri Volkan Konak ile başbaşa bırakıyorum. Söz -müzik Volkan Konak. Hoşçakalın....

FERİĞİM

Sevgilim
Yeşil eriğim benim
Ben içine hapsolmuş çekirdeğinim senin
Hapiste günler ağır geçer diyorlar
Olsun be ben vazgeçtim hürriyetimden
Yeter ki yetim bir çocuk gibi bırakma yüreğimi
Zira sensiz bu can bir yüktür yüreğime
Kaldır öpülesi alnını ve bak bana
Gördün mü gülüm bir tek gözlerim değişmedi yine
Bir tek gözlerim
Açılır açılır gözleri gülümün
İçlerinde yeşil çam ağaçları
Uyanışların en tazeleri
Odamızdan geçer gülüm seninle
Uyanışların en tazeleri
Odamızdan geçer gülüm seninle
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm

Geceleri hep peşinden koşar
Göğsüme takıp yönümü bulduğum
Kalp verdin onur verdin
Yetmezmi deli fişeğim
Kalp verdin onur verdin
Yetmezmi deli fişeğim
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Benim en büyük kudretim
Senin sahiden şehrimde olduğunu bilmek
Hatta şu an ıslak şehrimde geceliğinle balkondasın
Bende dokunmaya çalışıyorum ince parmaklı ellerine
Kaldır öpülesi alnını ve bak bana
Yoroz değil kararan
Yüzümde ışığından ayrılmanın kederi
Birazda işte geldik gidiyoruzun hüznü var
Ama gördün mü gülüm
Bir tek gözlerim değişmedi...yine
Bir tek gözlerim

Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm
Feriğim fidanım feryadım
Hey benim zizil parmak
Memleket gözlüm


4 Aralık 2007 Salı

"Sobe"

Neler vardı aklımda, neler anlatılacaktım neler. Ama kısmet sobeye imiş:) iki gündür mutfak bölümü için yaptığım çalışmalar boşa gidiyor. Dün sizler için yaptığım hamsi buğulama ve mercimek çorbasının resimlerini çekemediğim için tariflerini de yazmak gelmedi içimden. Niye mi çekemedim hemen anlatayım:) Dün yine işten gelir gelmez bir yandan temizlik yap bir yandan yemeklere başla derken telefon çaldı. Sevgili eşim yemeğe misafir kabul edip edemeyeceğimizi sordu. Ne diyeyim şimdi kızsam ne olacak anlamaz:) -denedim biliyorum- Neyse arkadaşıyla gelince bende sofra kur, yetiştir derken fotoğrafı unuttum. Bugün yine aynı istekle mutfağa girdim ve çookkk sevdiğim ve bütün gün de hayalini kurduğum kıymalı bezelyeyi yapayım dedim. Sonuç mu hüsran arkadaşlar. Bilgisayarda otururken yemek yandı:((( Ben de bütün kızgınlığımı kocamdan çıkardım. Şimdi küsüz:)) Merak etmeyin çok sürmez bizde küslük. Anladımki bu aralar şanssızım mutfakta. Ben de dedim bu arada muhabbet'im çiçeğim'in sobesine girişeyim:) Valla bu sobe işinde çok becerikli değilim ama, idare edeceksiniz artık:)

Aslında Ben,

Çok tırsak, çok alıngan, çok kaderci ve takıntlı biriyim. İnsanlar beni bencil olarak bilirler ama ben hep başkalarının hayatını yaşarım. Çok vurdumduymaz derler ama alakam yok. Öyle görünürüm ama içimde ne frtınalar kopar kimse bilmez.

İlk kopyam
,
İlkokul dödüncü sınıfa denk gelir:) biliyorum çok erken bir yaş ama valla suça teşvik var kardeşim. Tek kız arkadaşım ilkokul öğretmeni olan babamın testlerini farkettiğinde daha doğrusu bizim testlerinde aynı olduğunu keşfettiğinde beni önce hırsızlığa sonrada kopyaya teşvik etmiştir. Hey sadece test olan sınavlardan bahsediyorum:) Babamın okuma ihtimali yok Allah'tan:)


Cep telefonum,
Samsung D900. Bir senedir kullanıyorum hala alışamadım. Nokia'dan başka marka kullanmadım bu yaşıma kadar. Aşkım'ın hediyesi olduğu için hala alışmaya çalışyorum:)

Aşk bence,

Vücudun ,beynin uyuşması. Bu uyuşukluk halindeyken insanın kendini yaralaması belkide kırbaçlaması. Ve uyuşukluk hali geçtikten sonra o yaraların korkunç dayanılmaz ağrısının hissedilmesi. (Aşk acısı) Ayy çok korkunç bir anlatım oldu değil mi?

En sevdğim bloglar,

politik cevaplardan hoşlanmam ben o yüzden samimi bir cevap vereceğim. Hepinizi seviyorum canlarım:) yanımda hissettiğim ve yanlarında olduğum arkadaşlarımı çok seviyorum.

Benim ilk sobede dilim yandı arkadaşlar o yüzden isim vermeye çekiniyorum. Bu sebeple okuyan ve cevaplamak isteyen herkesi sobeliyorum. Anlaştık mı?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails