29 Aralık 2007 Cumartesi

"Muhteşem Kaldırımlar"

Arkadaşlar fazla söze gerek var mı bilmiyorum. Allahım yeteneği bol bol vermiş bazı insanlara:) Kağıtlar yetmemiş de dağa taşa çizmiş resmi. Bende de böyle yetenek olsa herşeyin üzerine resim yapardım valla yalan yok:) Ama bu arkadaş çok iyi gerçekten. Tablo gibi kaldırımlar yapmış. Çizimden midir yok sa fotoğraftan mı üç boyutlu gibi resimler ve gerçek gibiler. Ben gördüm beğendim ve hatta istiyorum yahu:) Ne var çok şey mi istiyorum:) Şu ilk baştaki bebeğin oturduğu yerde oturup fotoğraf çektireyim bari:)))) Oda mı olmaz? Olmazsa olmasın ben orada fotoğraf çekilmek istiyorum:)) Ya siz, sizin fon hangisi olsun:
(canımgrubum.com'dan)

26 Aralık 2007 Çarşamba

"Takılı Kaldım"


Evet resimden de anlayacağınız gibi bu kez farklı bir tarzda takılıyım. Hep duygusal müziklerde takılacak halimiz yok ya. Zaten almış başını gidiyor miskinliğimiz. Ben üzerime düşeni yapayım canlarım. Kalkın bakalım yüzünüze şöyle buz gibi bir su tutun. Sonracığıma püsküllü, zilli ya da ses çıkaracak ne varsa bağlayın belinize. Varsa ellerinize iki adet zil alın döktüreceğiz kızlar. Eteğimizdeki taşlar, içimizdeki kurtlar ne varsa dökülecek haydi yallah. Hay lili lili l ili li lili. Allahhhh yandan yandan, çatlasın düşmanlar.

Kızlar valla yazarken oynadım yahu:) Fatih Ürek kardeşimizin şu meşhur hade hade hadeeee parçasını bilmeyen yok sanırım. Bir dönem hareketli müziğinden dolayı bende dinledim ama ne yalan söyleyeyim öyle içimi kıpırdatmadı. Ya da bunun gibi içimdeki kurtları oynatmadı. Bu parçanın orijinal haliymiş. Giorgos kardeşimiz hem coşmuş hem de coşturmuş. Bu parçayı keşfettim keşfedeli evde, işte dinler oldum. Ama işyerinde yalnız dinlemeye özen gösteriyorum ki parça başlar başlamaz bende omuz başları oynuyor, kafa sağa sola gidip geliyor. Evdeyken problem yok. Parça başladığı vakit allahhhh ben elimdeki işi bırakıp başlıyorum oynamaya. Ama işte mümkün değil ki bu durum. İçimden geçmiyor değil şöyle kalkıp bilgisayarın başından ofisin ortasına geçip eller havaya yaparaktan göbecikler atmak. Hali vaziyeti gözünüzde canlandırın arkadaşlar:) Bir de bu vaziyetteyken içeriye giren patron ya da elemanın yüz ifadesini de canlandırın olur mu?:)

Tamam konuyu dağıtmak yok. Şimdi benim belimde bol püsküllü bir şal var. Sizlerde geçin şöyle karşıma ve basın play düğmesine( evde yalnız olduğunuzdan emin olun). Attırıverin göbecikleri. Hay maşallah. Hay lili li liiiii duke duke dukeeeeeeee( ne demekse)

Hoşçakalın ve öpüldünüz


25 Aralık 2007 Salı

BAYRAMDÖNÜŞÜ

Bir bayramı da hayırlısıyla geçirdik kazasız belasız. Üzerimizdeki tatil sersemliği henüz geçmiş değil sayfalardan belli:) Şöyle bir silkelenmek gerek farkında herkes sanırım ama elden gelmiyor:) Bayram da bırak dinlemeyi sanki daha da yoruldum ben. Var mı aranızda aynı durumda olan. Varsa ses versin lütfen:) Hal böyle olunca haftanın ilk günü akşam sekizden uyuvermişim ben. Halbuki nasıl özledim her birinizi. Şöyle bir göz attım herkese merak etmeyin. Sabah sabah aldım güzel haberimi de:) Sevgili kakaolu yepisyeni bir hamiş olarak dönmüş bayramdan:) Çok sevindim valla. Duymayanlara da ben duyurmuş olayım. Bak yine karguş burguş yazı yazıyorum. Bir ordan bir ordan alıyorum cümleleri. Arkadaşlar inanın atamadım üzerimden semeliği:)Alttan alın azıcık ne olur ki? Tamam şimdi bayramımızı kısa özet şeklinde geçivereyim sizlere.

Arife günü saat iki2ye kadar işyerindeydim. İşten çıkar çıkmaz eve koşup göstermelik bir bayram temizliği yaptım:) Akşam ablam geldi. Ben yine coştum ve harika bir sofra hazırladım. Hepimiz yorgun olunca bir de üzerine o kadar yemek yiyince üzüm tanesi gibi döküldük her bir yana:) Herkes bir yatağa attı kendini ve atış o atış uyuverdi.

Sabah saat yedi gibi kalkıp güzel bir kahvaltı yaptık ve kurbanımızı kesmeye gittik. Koyunumuzu aldığımız yerde kesim yapıldığı için herkes sıraya girmişti. Orda o koyunların halini görünce sevap mı kazanıyoruz yoksa günah mı işliyoruz diye düşünmeden edemedim. Ben bakamadım zaten hiç birine. Vicdanım sızlamadı desem yalan söylemiş olurum. Neyse Allah kabul etsin herkesin kurbanını. Kesim işi bittikten sonra direk annemlere geçtik. Dağıtma işlemini de bitirdikten sonra üzerimizi giyinip kayınvalidemlerden başlamak üzere bayramlaşma faslına geçtik.

İkinci gün akşamı teyzem kadar sevdiğim komşumuzun oğlunun düğününe katıldık. Bol bol oynayıp kurtlarımızı döktük.

Üçüncü gün sabah tıpış tıpış işyerine geldim ve öğlene kadar çalıştım. Eşim de çalıştığı için fazla zorlanmadım. İşyerinden de direk annemlere geçtim ve akşama kadar orada kaldım. Akşam Erkuş2un arkadaşına yemeğe gideceğimiz için eve geçip hazırlık yaptım. Mevsim salatası, ezme ve yoğurtlu kırmızıbiber hazırladım. Resimleri çekemedim çünkü zaman çok kısıtlıydıJ Başka zamana artık. Erkuş’un arkadaşı karısından daha becerikli. Harika yemekler yapıyor. Hal böyle olunca bize hiçbir şey elletmedi. Hoş zaten eşi bir şeyi elleme taraftarı değildiJ Dedikodu yapmayayım şimdi şurada ama bu kadar olmaz yani. Bu cümleden anlayın artık. Neyse etler için harika bir sos hazırladı ve etler mükemmel oldu. Mutlaka deneyin. Sarımsak, biber salçası, kimyon, karabiber, kekik ve acı biberi havanda iyice ezdi. Üzerine süt ekledi ve etleri bu sosta bekletti. En az yarım saat olmalıymış ama ne kadar uzun beklerse o kadar iyi olurmuş. Erkuş ve arkadaşı birde yemeğin yanında iki kadeh bir şeyler içelim deyince iş değişti ve orada kaldık.

Sabahta kahvaltıdan sonra Adana’ya gezmeye gittik. Alışveriş merkezlerini gezdik. Her yer ışıl ışıl o kadar güzeldi ki bayıldım. Akşam da beraber yemek yiyip evlerimize dağıldık.

Şimdi özetten de anlayacağınız gibi buna tatil denir mi? Ben çalışırken hiç bu kadar gezmiyorum ki:) İşten evime gidiyorum. Şaka bir yana her günümüz böyle koşuşturma ve bayram tadında geçer inşallah. Nice nice bayramlar görürüz sevdiklerimizle birlikte. Özet dedim ama yine abarttım sanırım. Tamam durdurdum kendimi. Hoşçakalın ve öpüldünüz.

22 Aralık 2007 Cumartesi

17 Aralık 2007 Pazartesi

"Ben Geldim"


Hastalıktan harap ve bitap düşmüş biri olarak yeniden karşınızdayım. Tamam çok hoş görünmüyor olabilirim -kırmızı bir burun, kırmızı iki göz, çatlak dudaklar-ama geldim ya siz ona bakın. Bir kez daha anladım ki şu grip illeti yapıştı mı insanın yakasına, düşürene aşk olsun-ay hep olsun aşk, ben bu kelimeyi çok severim- Hal böyle olunca sıcacık bir yatak ve uyku bürüyor insanın gözünüJ Neylersin ki şu bayram ağzı bana git deseler gidemem çünkü iş almış başını gidiyor. Daha çok çalışmalı ve her şeyi iyi organize etmeliyim ki bayramda buyurun gelin denmesinJ Zaten gözümü dikmişim 4 günlük bayram tatiline gazlayıp duruyorum kendimiJ

Neyse işten güçten bahsetmeyeyim şimdi, görüşmeyeli neler yaptım anlatayım. Biliyorsunuz Çarşamba günü doğum günümdü ve hastalığımın ilk günüJ Sabah sabah baş ağrısı, hapşırık ve öksürükle uğraşırken kapım çaldı ve elinde bir buket çiçekle içeriye adamın biri girdiJ E tabi ben şaşırdım kaldım. Şaşkınlık geçince adamdan çiçeği alıp teşekkürle gönderdim. Ama tahmin edemiyorum tabi kim diyeJ Kartı bir açtım bizim romantik aşık biricik kocamJ Hiç yapmadığından değil şaşırmam, sevmez öyle işyerine çiçek yollamayı falan. Eve gittiğimde bulurum hep çiçeğimi. İşyerine göndermek benim işimdir. Utanacağını bile bile çelenk büyüklüğünde buketler göndermişimdir hepJ Sanırım o da bu kez de ben onu utandırayım dedi ve yolladı. Evet biz öyle orta yerde çiçekler gönderen bundan keyif alan bir aile değiliz ne yapalım. Evimizde sadece kendimizin gördüğü sürprizlerle ve güzelliklerle daha mutlu oluyoruz. Bunu da niye söyledim hemen anlatayım. Annemlerin mahallesinde bir aile var. Öyle eşlerinin aldıkları iğneyi bile süsleye süsleye anlatan bunu dünyada sadece kendi eşleri yaparmış gibi gösteren insanlar var ve biz onlardan gıcık kapıyoruz. E hal böyleyken kocamda bana çiçek yollamış diye ortalarda gerinmenin manası yok değil mi? Neyse çiçek benim keyfimi yerine getirmeyi başardı ama ne yalan söyleyeyim. Hal böyle olunca doğum gününü duymayan kalmadı işyerinde. Akşamda arkadaşlar pasta almışlar ve küçük çapta bir doğum günü kutlaması yaptılar. Eve gidince gündüz ayakta durmak için harcadığım enerjim tamamen bitti ve ben kendimi yatağa atıverdim. Ama eşimin harika sofrası ile yeniden hayat buldumJ Yemek yendi hediyeler alındı ve bol bol şımarıklık yapıldı. Sonrasında hemencecik ilaç alınıp uyunduJ

Cumartesi günüde annem ablamla yemeğe çıktık. Güzelce yemekler yenildi, hediyeler alındıJ Çıkışta anneciğime gittik. Erkuş ablamı da kandırıp bir rakı sofrası kurdu. Ablamla ikisi içkilerini içerken biz de annemle kestaneli yaş pastamızı yedik. Tabi bu arada yanan odun sobasının sıcaklığını söylemeden geçemeyeceğim. Anneciğim ısrarla klimayı kullanmamaktan yana. Makine duvarda asılı değilmiş gibi davranıyorJ Buna en çokta ben seviniyorumJ Neyse sobanın sıcaklığıyla uyuyup kalmışım ben erkenden. Sabah erkenden kalkıp, Erkuş’la kahvaltılık almaya gittik. Sıcacık pidelerle birlikte eve geldiğimizde bizimkiler kahvaltıyı hazırlamışlardı bile. Deli gibi yemek yedikten sonra kahvelerimizi de içtik ve Erkuş’umla gitmek için hazırlandık Malum bayram alışverişi yapılacak, kurbanlık bakılacak.

Önce kurbanlık işini hallettik. Birkaç yer gezdikten sonra malum kokudan benim içim dışıma çıkmadan bir tane beğenip el sıkıştık. Üzerine sprey kırmızı boyayla adlarımızın baş harflerini yazdırdık. Koyuncuk çok komik oldu ama ne yaparsın işte. Kurbanlığımızı da hallettikten sonra Erkuş’uma bayramlık almaya çıktık. Aslında çok komik oluyor bu yaştaki adamların bayramlık almaya çıkması ama ne yaparsın annemin suçuJ Bizi böyle alıştırdı her bayram yeni bir şey mutlaka alınırdı. Ben de bu geleneği devam ettiriyorum tek fark Erkuş’u da bu işe katarak. Uzun zamandır almak istediğim kıyafetleri kendisine gösterdim tarzı kendi de beğenice rengi seçti ve denedi tam da benim düşündüğüm gibi harika oldu yakışıklı kocam. Ben daha önceden yaptığım için alışverişimi yani bayramlıklarımı aldığım için canımın işini bitirip bir de yemeğimizi yiyip özlediğimiz evimize geldikJ

Önce çiçeklerim sulandı, sonra ortalık toplandı ve sizlerin güzel yorumlarınıza cevaplar yazılıp sıcacık yatakla buluşulduJ Dilim mi şişmiş yoksa arayı mı kapatmaya çalıştım çok anlamadım. Ama yazdıkça yazasım geliyor beni durduracak kimse yok. O yüzden ben kendimi durduruyorum hepinizi öpüyorum ve hoşça kalın diyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails