hergün geliyorum okuyorum, gezyorum ama şuraya iki satır yazmaya üşeniyorum..
günler su gibi akıyor..ruh halim dalgalı deniz kıvamında..
yağız büyüyor..hergün ciğerim bir köşesini tüketerek..
geçen hafta yataktan düştü yine..bu ikinci düşüş..
bu sefer biraz daha kötü..intaharın eşiğinden döndüm..
çok korktumm dudaklar burun uçukla doldu..
yağızımı öyle yerde ağzı burnu kan görünce ömrümün 10 senesini daha harcadım..
yağız iyi..gerçekten bebeklerin koruyucu melekleri var..
annelerinde var mı acaba???
anneliğin en büyük öğretisi sabırmış anladım..
kelimlerimin bağını yitirmişim..ordan burdan geliyorlar..
kusurumuz affola..
bugünlerde tarhana yapımına taktım..sevgili tijeni okurken gördüm..ne zamandır yağıza yedirmek istiyorum ma hazır olanlara güvenim yok..
kendim yapasım var..ama az biraz denemek lazım..
işte o az birazı nasıl tutturacam orası meçhul..
kafamdan plan yapıyorum..
bir bakın bakalım usta ev hanımları bilen bilmeyenler bu plan işe yararmı
4 domates,4 soğan, 2 kırmızı biber,1 yeşil biber, bir çay bardağı haşlanmış yeşil mercimek, yarım çay bardağı fasulye, yarım çay bardağı honut, maydanoz nane, 2 su bardağı süzme yoğurt, bir ekmek hamuru, alabildiğine un
yaptığım araştırmalarım sonucunda böyle bir tarif çıkardım ortaya. ben bunu uygularsam ortaya çıkan madde ne kadar tarhanaya benzer:)))
blog aleminin güzel insanları sizleri bekliyorum..arife tarif gerekmez demeyin:))
syorumlarınızı bekliyorum..
sevgiyle..
19 Ağustos 2009 Çarşamba
14 Temmuz 2009 Salı
13 rakamı uğursuz mu dedi biri:))
13 hep uğursuz derler..ben 13 aralık doğumlu olduğum için hiç bir uğursuzluğunu görmedim..ve şimdi net olarak diyebilirim ki 13 çok uğurlu bir sayı..oğluşumun hayatında öyle olacak..biliyorsunuz çok uzun süre yazmadım.hepinizi okudum gezdim ama içimden hiç bir şey yazmak gelmedi..üzüldüm ağladım alıştım yıprandım büyüdüm anladım.hiçbirşey oldum herşeye döndüm..anlamlı anlamsız bir zaman dilimiydi hayat..farkına vardım..
yağızı 13 martta teste götürüp işitme kaybını yaşadığımız o günden sonra 6.ayını beklemeye koyulmuştuk..ki her şerde bir hayır var deyip o konser anını anlatmıştım.patlayan havai fişeklerine tepkisizliği ve sonrasında yeniden doktor arayışları..netten yaptığım araştırmalarımda adanada kulak burun boğaz ve işitme merkezi açan prof.levent soyluyu bulmuştum.ve ona götürmüştüm. kendisi aynı zamanda adana balcalı hastanesinde prof. levent beye gidip süreci anlatmıştık. levent bey yeniden teste sokamayacığını ancak 6. ayında testten sonra net bilgi verebileceğini söylemişti. bizim için bir bekleme süreci yeniden başlamıştı. 13 temmuz a balcalıdan randevu aldığımızda eşime bu 13 sayısı yağızın ya en uğurlu yada uğursuz sayısı olacak demiştim.
beklenen gün hemen gelir bilirsiniz..ve gün geldi çattı..akşam kalabalık olalım diye annemlerde yattık.yağzıın gece uyutulmaması gerekiyordu..saat 4 te abim gelip yağızı aldı..4,30 gibi de ben kalktım.bir baktım abim yağızın kucağında uyumuş abimde kıyamamış.ben hemen uyandırdım ve macera başladı.. saat 7 ye kadar yağızı öyle böyle oyalamayı başardık.. arabaya binince ki araba yağızın beşiği gibi iş zorlaştı.yavrum ayakta uyumaya başladı.bir yandan eller yüz ayakalr yıkanıyor bir yandan orası burası çekiştiriliyor..yağız gözü kapalı çığlık çığlığa bağırıyor..zor bela vardık hastaneye..saat 8,30 da teste aldılar kuzumu..ben dayanamam diye aşağıda bekledim..halası babası ve annem çıktılar..kuzum koltuğuna yatar yatmaz uyumuş.ama doktor her ihtimale karşı bir kaşıkta atarax şurup içirmiş.sonra teste sokmuş.
tabi o arada ben aşağıda takriben 15. ci sigarayı içiyorum.gözüm kapıda. annemi gördüm. ağlıyor..öyle ağlayarak görünce duymadım annemi bir an..bişey söylüyor ama ben duymuyorum..anne anlamıyorum dedim sadece..annem dediki yağızın kulaklarında hiçbirşey YOKMUŞ...ben titriyorum nasıl yani diyorum doğrumu gerçekmi..doktorun yanına çık dedi. doktorun yanına gittim..görümcem eşim herkes ağlıyor..ben doktora dedimki doğrumu söylüyorsunuz..evet dedi.hiçbirşey yok bu çocukta kulakları yüzde yüz duyuyor.hatta testi çok detaylı yaptım siz böyle birşey var deyince. en alt frekanstan başlattım ama yağız normal..
mucize dedikleri işte budur. doktora göre diğer testler yanlış yapılmış.aynı gün birden fazla test yapmak doğru sonucu vermzmiş zaten.ama bend,ce mucize.öyle birşey vardı ama geçti.çok dua ettim çok yer gezdim..bilmiyorum belki ben buna inanyorum belki gerçekten yanlış teşhis. ama sonuç değer herşeye..o altı ay yaşadıklarımızın hesabını kimse vermicek o günler geri gelmicek belki ama yaşanması gerekmiş yaşandı..
böyle bir hayatta olduğunu herkesin başına her an herşey gelebilceğini anneliği evlatlığı herşeyi çok daha iyi anlamak için belki de şarttı..
şimdi tek duam allah kimseyi evladıyla sınamasın..ve tüm çocukları korusun allah..onlar çok küçük çok masum...
hepinize sevgiler..
yağızı 13 martta teste götürüp işitme kaybını yaşadığımız o günden sonra 6.ayını beklemeye koyulmuştuk..ki her şerde bir hayır var deyip o konser anını anlatmıştım.patlayan havai fişeklerine tepkisizliği ve sonrasında yeniden doktor arayışları..netten yaptığım araştırmalarımda adanada kulak burun boğaz ve işitme merkezi açan prof.levent soyluyu bulmuştum.ve ona götürmüştüm. kendisi aynı zamanda adana balcalı hastanesinde prof. levent beye gidip süreci anlatmıştık. levent bey yeniden teste sokamayacığını ancak 6. ayında testten sonra net bilgi verebileceğini söylemişti. bizim için bir bekleme süreci yeniden başlamıştı. 13 temmuz a balcalıdan randevu aldığımızda eşime bu 13 sayısı yağızın ya en uğurlu yada uğursuz sayısı olacak demiştim.
beklenen gün hemen gelir bilirsiniz..ve gün geldi çattı..akşam kalabalık olalım diye annemlerde yattık.yağzıın gece uyutulmaması gerekiyordu..saat 4 te abim gelip yağızı aldı..4,30 gibi de ben kalktım.bir baktım abim yağızın kucağında uyumuş abimde kıyamamış.ben hemen uyandırdım ve macera başladı.. saat 7 ye kadar yağızı öyle böyle oyalamayı başardık.. arabaya binince ki araba yağızın beşiği gibi iş zorlaştı.yavrum ayakta uyumaya başladı.bir yandan eller yüz ayakalr yıkanıyor bir yandan orası burası çekiştiriliyor..yağız gözü kapalı çığlık çığlığa bağırıyor..zor bela vardık hastaneye..saat 8,30 da teste aldılar kuzumu..ben dayanamam diye aşağıda bekledim..halası babası ve annem çıktılar..kuzum koltuğuna yatar yatmaz uyumuş.ama doktor her ihtimale karşı bir kaşıkta atarax şurup içirmiş.sonra teste sokmuş.
tabi o arada ben aşağıda takriben 15. ci sigarayı içiyorum.gözüm kapıda. annemi gördüm. ağlıyor..öyle ağlayarak görünce duymadım annemi bir an..bişey söylüyor ama ben duymuyorum..anne anlamıyorum dedim sadece..annem dediki yağızın kulaklarında hiçbirşey YOKMUŞ...ben titriyorum nasıl yani diyorum doğrumu gerçekmi..doktorun yanına çık dedi. doktorun yanına gittim..görümcem eşim herkes ağlıyor..ben doktora dedimki doğrumu söylüyorsunuz..evet dedi.hiçbirşey yok bu çocukta kulakları yüzde yüz duyuyor.hatta testi çok detaylı yaptım siz böyle birşey var deyince. en alt frekanstan başlattım ama yağız normal..
mucize dedikleri işte budur. doktora göre diğer testler yanlış yapılmış.aynı gün birden fazla test yapmak doğru sonucu vermzmiş zaten.ama bend,ce mucize.öyle birşey vardı ama geçti.çok dua ettim çok yer gezdim..bilmiyorum belki ben buna inanyorum belki gerçekten yanlış teşhis. ama sonuç değer herşeye..o altı ay yaşadıklarımızın hesabını kimse vermicek o günler geri gelmicek belki ama yaşanması gerekmiş yaşandı..
böyle bir hayatta olduğunu herkesin başına her an herşey gelebilceğini anneliği evlatlığı herşeyi çok daha iyi anlamak için belki de şarttı..
şimdi tek duam allah kimseyi evladıyla sınamasın..ve tüm çocukları korusun allah..onlar çok küçük çok masum...
hepinize sevgiler..
12 Mayıs 2009 Salı
gözyaşım bitene kadar ağlamak,uyuyup uyanmamak,görmemek duymamak istiyorum.bu kadar güçsüz olduğum için kendime kızıyorum.ama elimde değil. kafamda tonlarca ağırlık var sanki.konuşsam anlatsam kimse anlamayacak gibi.kendimi bu kadar ağır bu kadar çaresiz güçsüz hissetmemiştim.kendimi yukarı çekmeye çalışıyorum ama sanki ayağımdan çeken güç daha kuvvetli.kafamı dağıtamıyorum hiçbirşeye odaklanamıyorum.biliyorum geçecek bu günler nede olsa kuşun kanadını çırptığı an kadar bibirine yakınmış hüzün ve mutluluk.yukarı kaldırdığında mutluluk aşağı indirdiğinde hüzün.
korkuyorum korkularımdan.beni daha fazla karanlığa çekmesinden.
neden neden bu kadar kötü oluşum?hepiniz bunu soracaksınız biliyorum.daha önce yağızla ilgili yazımda endişelerimden bahsetmiştim.duyormu görüyormu hep soru işareti demiştim.içimden geçenleri söylemiştim sizde annelik demiştiniz.yağızı geçen martın 13 de işitme testine götürdüğümde bir kulaktan geçmiş diğer kulaktan geçememişti.adam tıkanıklık olabilir demişti ama ben beklememiş ertesi gün daha iyi bir hastaneye götürmüştüm.adam yüzüme çocuğunuzun iki kulağındada problem var sinir kaybıysa tedaviside yok dediğinde dünya başıma yıkılmıştı. yanımda oturan anne beni bir kere öpermisin diyen çocuğa bakıp benim çocuğum anne diyemeyecek diye saatlerce ağlamıştım. doktorun yaptığı ikinci test birinci teste göre daha iyi çıkmıştı.doktor %40 işitme kaybı olduğunu söylemişti.hayattaki karşılığı bizim konuşma seslerimizi duyacağını ama belirli sesleri işitemeyeceğini söylemişti.saatler öncesindeki sıfır duyma tespitine göre bu benim için mucizeydi.6 ayda tekrar gelip görüşecek ve ne yapacağımıza karar verecektik.ben bununla yaşamaya alışmıştım.taki geçen gün gittiğimiz konsere kadar. konser sırasında havai fişek lere uyandı yağız ama korkmadı ağlamadı. 3 kere sıçradı gözünü açtı ama uyanamadı.evet çok yorgundu evet derin uyumuştu ama yine korkularım başladı.hoş arkadaşımın bebeğinde problem olmamasına rağmen oda hiç uaynmadı ama bu beni teselli edemedi.acaba yolunda gitmeyen bişeymi var yada kayıp doktorun söylediğinden çok mu?
bu sorular beynimi kemiriyor.hergün düzelceğime daha kötü oluyorum.nette yaptığım araştırmalarda ilk ayda işitme kayıplarına müdahale edilmeli diyor.yoksa geç kalınabilir diyor.gittiğimiz doçentte 6 aydan önce birşey yaptıramayız diyor.zaten bu derecedeki bir kayıbı sizin farketmeniz bile ilginç diyor.nasıl farkettiniz dediğinde sadece hissettim demiştim. ama bilemiyorum.kafam allak bullak.yağız test zamanında çok yıprandı.hatta 1 hafta gülmedi boş boş baktı kilo almadı.doktoru çok yıprandığını ve bu tarz testler için biraz daha beklememiz gerektiğini söylüyor. yine çocuğuma ilaç içirilip uyutulmasını izlemek istemiyorum. o ilacın vucudunu terk edene kadar o mutsuz haline tanık olmak istemiyorum.
bu olaylar karşısında tek benim başıma gelmiş gibi bu kadar ağlak bu kadar güçsüz olduğum için kendimden nefret ediyorum.ama ağlıyorum .ağlıyorum.ağlıyorum.
korkuyorum korkularımdan.beni daha fazla karanlığa çekmesinden.
neden neden bu kadar kötü oluşum?hepiniz bunu soracaksınız biliyorum.daha önce yağızla ilgili yazımda endişelerimden bahsetmiştim.duyormu görüyormu hep soru işareti demiştim.içimden geçenleri söylemiştim sizde annelik demiştiniz.yağızı geçen martın 13 de işitme testine götürdüğümde bir kulaktan geçmiş diğer kulaktan geçememişti.adam tıkanıklık olabilir demişti ama ben beklememiş ertesi gün daha iyi bir hastaneye götürmüştüm.adam yüzüme çocuğunuzun iki kulağındada problem var sinir kaybıysa tedaviside yok dediğinde dünya başıma yıkılmıştı. yanımda oturan anne beni bir kere öpermisin diyen çocuğa bakıp benim çocuğum anne diyemeyecek diye saatlerce ağlamıştım. doktorun yaptığı ikinci test birinci teste göre daha iyi çıkmıştı.doktor %40 işitme kaybı olduğunu söylemişti.hayattaki karşılığı bizim konuşma seslerimizi duyacağını ama belirli sesleri işitemeyeceğini söylemişti.saatler öncesindeki sıfır duyma tespitine göre bu benim için mucizeydi.6 ayda tekrar gelip görüşecek ve ne yapacağımıza karar verecektik.ben bununla yaşamaya alışmıştım.taki geçen gün gittiğimiz konsere kadar. konser sırasında havai fişek lere uyandı yağız ama korkmadı ağlamadı. 3 kere sıçradı gözünü açtı ama uyanamadı.evet çok yorgundu evet derin uyumuştu ama yine korkularım başladı.hoş arkadaşımın bebeğinde problem olmamasına rağmen oda hiç uaynmadı ama bu beni teselli edemedi.acaba yolunda gitmeyen bişeymi var yada kayıp doktorun söylediğinden çok mu?
bu sorular beynimi kemiriyor.hergün düzelceğime daha kötü oluyorum.nette yaptığım araştırmalarda ilk ayda işitme kayıplarına müdahale edilmeli diyor.yoksa geç kalınabilir diyor.gittiğimiz doçentte 6 aydan önce birşey yaptıramayız diyor.zaten bu derecedeki bir kayıbı sizin farketmeniz bile ilginç diyor.nasıl farkettiniz dediğinde sadece hissettim demiştim. ama bilemiyorum.kafam allak bullak.yağız test zamanında çok yıprandı.hatta 1 hafta gülmedi boş boş baktı kilo almadı.doktoru çok yıprandığını ve bu tarz testler için biraz daha beklememiz gerektiğini söylüyor. yine çocuğuma ilaç içirilip uyutulmasını izlemek istemiyorum. o ilacın vucudunu terk edene kadar o mutsuz haline tanık olmak istemiyorum.
bu olaylar karşısında tek benim başıma gelmiş gibi bu kadar ağlak bu kadar güçsüz olduğum için kendimden nefret ediyorum.ama ağlıyorum .ağlıyorum.ağlıyorum.
28 Nisan 2009 Salı
Şakayık


bugünlerde yağız dan arta kalan vaktimi balkon bahçemde geçiriyorum.çiçeklenmeye başladım yeniden..herzamanki yerlerini değiştirdim.mutfak balkonundan yatak odası balkonuna geçirdim tüm çiçeklerimi. burası sabah güneşide gördüğünden daha iyi olacağı düşüncesindeyim. bahçede renkler hakim. yukarıda gördüğünüz şakayığım. çok güzel lerdi. zamanı geçmeden sizin için çekmiştim resmini.
bu çiçeğin edinmemin tuhaf bir öyküsü var. geçen sene iş için elemanla mersin üstündeki köylere gitmiştik. tam dönüşte şakayıkları farkettim. rüya gibiydi. tek katlı müstekil dışı beyaz boyalı bir evdi. evin ön tarafını duvar la çevirmişler en gin bir duvar.ve o duvarın üstü büyük küçük tenekelerde şakayıklarla dolu. yetmemiş evin etrafındaki toprağa şerpmişler oralardanda dolmuş taşmış. yani bembeyaz evin önü ve yanları kıpkırmızı. hemen arabayı durdurdum ve elemana dedimki ben bu çiçekten almadan şurdan şuraya gitmem. git çal kapıyı dedim. kapıyı çalıyor kimse yok. etraftaki evlere sesleniyoruz kimse yok. en sonunda dayanamadım ve etrafa saçılmış küçük bir tenekeyi kolumun altına aldım arabaya yerleştirdim:) elemanada dedimki bir daha gelişinde buraya uğrayıp aldığımızı söylüyorsun. bir sonraki seferde gitmiş ve teyze onları zaten beğenen geçerken alsın diye koydum demiş:)aghhh bilsem o büyük tenekeyi alırdım:)
şakayığın yaprakları maydanoza benziyor.suyu seviyor.ama yinede sulamak için iki sulama arasında toprağın kurumasını bekliyorum.çok beklenirse yaprakları eğiliyor.çok susuz kalamıyor yani. mart nisan gibi çiçek açıyor.çiçeklerini döktükten sonra toprak dışında bişey kalmıyor.bende saksıyı serin bir yerde saklıyorum. bahçe yazıları devam edecek:)
not:ali yağız büyümeye devam ediyor..
Etiketler:
Bahçe-Çiçek,
balkon bahçeciliği,
Çiçek,
kırmızı şakayık,
şakayık
10 Nisan 2009 Cuma
....
Sen geldin bir gün..
gün asıl şimdi başladı..
geceler daha uzun daha aydınlık..
anlamını yitirdi uykularım..
mutluluk oldu uykusuzluklarım..
sen geldin yarım yanlarım tamamlandı....eksiklerim kapandı…
yaşanılan tüm sevinçler şimdi anlam kazandı.
sonra ..korkularım dağ oldu..
‘’daha önce neden gelmedin’’ sözü utancım ..
‘’geç mi kaldım acaba?’’ kaygım..
‘’ya yapamazsam’’ endişem oldu..
sonra sen bir baktın ben bin oldum..
doldum taştım sel oldum..
sen bir güldün ben kuş oldum..
çırptım çırptım kanat oldum..
hiç bir şeydim..senle her şey oldum..
ÇOCUKTUM, ANNE OLDUM.
.İYİKİ GELDİN.. HOŞGELDİN SEFA GETİRDİN..
varlığın, varlığıma armağan…
gün asıl şimdi başladı..
geceler daha uzun daha aydınlık..
anlamını yitirdi uykularım..
mutluluk oldu uykusuzluklarım..
sen geldin yarım yanlarım tamamlandı....eksiklerim kapandı…
yaşanılan tüm sevinçler şimdi anlam kazandı.
sonra ..korkularım dağ oldu..
‘’daha önce neden gelmedin’’ sözü utancım ..
‘’geç mi kaldım acaba?’’ kaygım..
‘’ya yapamazsam’’ endişem oldu..
sonra sen bir baktın ben bin oldum..
doldum taştım sel oldum..
sen bir güldün ben kuş oldum..
çırptım çırptım kanat oldum..
hiç bir şeydim..senle her şey oldum..
ÇOCUKTUM, ANNE OLDUM.
.İYİKİ GELDİN.. HOŞGELDİN SEFA GETİRDİN..
varlığın, varlığıma armağan…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)