8 Eylül 2009 Salı

Hediye' li günler olsa


uzun zamandır düşünüyorum.


bir çok sitede de karşılaştım. blog lar arasında birbirine kutular gönderen arkadaşlar vardı. içlerinden küçük küçük hediyeler , kartlar çıkan kutular..


ne güzel heyecan, ne güzel paylaşımdır değil mi?


küçük bir sakız da olsa insanı ne mutlu eder.


uzaklardan belki yüzünü bile görmediğin insanlardan heyecanla hediye beklemek ve aynı heyecanla hediyeler yollamak..


belki bir toka belki bir çikolata.. ne fark ederki.. önemli olan o heyeceanı yaşamak değil mi?


arkadaşlar böyle bir oyuna katılmak isteyen varmı acaba benden başka?


3-5 parça küçük hediye ya da içinizden ne gelirse bir kutuya koyup yollasak şehrin diğer ucuna sevgimizle...


yazında konuşalım olur mu? bekliyorum önerilerinizi..


sevgiyle...

29/08/2008

kuzumun dişlerini gördüğümüz ilk tarih..
aslında tam da bugünlerde mi çıktı bilmiyorum. ama geleceği her halinden belli olan dişlerimiz bu tarihlerde evet onayını aldı. 1 eylülde götürdüğümüz doktor kontorolünde biz bir müjde beklerken iki müjde aldık. yağızın bir dişi değil iki dişi patlamış.
çok şükür ki arada ateş basmaları haricinde yüksek ateş yaşamadık. ama çok huzursuz yemeksiz veuykusuz günler geçirdi bebeğim. başına vurmalar, saç çekmelerde cabası.

şimdi kaşıkla yemek yerken yada bardakla su içirirken duyuyoruz sesini.
mutluyuz.
şimdi sıra diş buğdayında:))

2 Eylül 2009 Çarşamba

saklı bahçe


biliyorsunuz benim küçük bir balkon bahçem vardı. yaz boyunca rengarenk olan bahçemden sizlere biriktirdğim resimleri yayınlamak bir türlü kısmet olmadı. resimlerimi tararken buldum. dedim hadi kızım bir yayınlayıver:))



bu yukarıda gördüğünüz çiçeğim bu sene annemgilden aşırdığım çiçek. adına kraliçe diyorlar ama çok bilgili değilim. gerçek adını bilen varsa beni bilgilendirirse sevinirim. kendine hayran bırakacak güzellikte çiçekleri vardı. avuç içi kadar büyük. gövdesine baksanız bu ne ya dersiniz ama çiçeklendimi gerçekten kraliçe gibi oluverdi. çok zahmetli bir çiçek değil. toprağı kurusada problem etmiyor.:) sadece siyah böcek oldu çiçeklerinde onlarada biraz ilaçlı su sıktım ve peçetyele sildim. balkona çıkıp çıkıp baktım bu güzelliğe:) şu anda sadece gövdesi kaldı. baharda saksısını büyüteceklerim arasında. dinlenmede:)

diğer çiçeklerim, yukarıda iki renkli olan mine çiçeğim. renlerini çok beğendiğim için aldım bir tane. örtücü türden. tek daldan hemen büyüyor sarıyor. dayanıklı çiçeklerden. hala saksısında duruyor. bu sene yeni tanıştığım çiçeklerden biride vapur dumanı. mevsimlik çiçek. üzerinden mor çiçekleri hiç eksik olmadı. yaz sonunda kurudular. seneye alınacaklar arasında. tabiki kırmızı sardunyam ve kırmızı minyatür gülüm. bol bol çieçklendiler bu yaz. en sonucusuda cam güzeli. mevsim sonu budandı.

bunlarda puşt oğlanlarımız:) bizim buralarda adı bu:) bu sene parklara ektikleri için bol bol puşt oğlanım oldu. küçük bir dalı toprağa batırmanız yeter. hemen tutuyor ve büyüyor. renk renk harika çiçekler açıyor. mevsimlik çiçeklerden. bu arada bol su seviyor:) tohumlarını topladım. bakalım seneye tohumdan çıkıp çıkmayacağına bakacağım:)

işte beni bu sene en çok mutlu eden olaylardan biri. bahçemde artık ortanca var. belki hatırlrsınız. ortanca çiçeklerine bir türlü bakamamıştım. aldığım iki ortancada ölmüş, tutturma çabalarım hep boşa çıkmıştı. bu sene bir sürpriz oldu. kış döneminde bir yerden aşırdığım dalı toprağa ekmiş ve unutmuştum. saksıları düzenlerden o dalda küçücük bir filiz keşfettim. ve o daldan işte bu muhteşem ortanca oldu. hemde uzun süre çiçeği bu halde kaldı. önce yeşil sonra pembe. solmadan kopardım ve salondaki vazonun içine yerleştirdim. kendiliğinden kurudu. diğerleri karanfillerim ve yine bol çiçekli vapur dumanı.

son olarak menekşelerim. daha önce yazı yazmıştım sanırım. sürekli saksı altındaki tabaklarını sulu bırakıyorum. başkada yaptığım bir şey yok. şu anda çiçeklerini döktüler. hatta çoğu yapraklarınıda:))) ama toprağa daldırdığım iki dal tutmuş:) en azından onları kurtardık:)
işte böyle bunların dışında bir sarkan petunya aldım. bir saksıda üç renk. harikalardı. bir begonya edindim. çok zor çiçek. böceklenmesi de çok oluyor. bu sebeple tekrar almayı düşünmüyorum. ama çok keyfili bir yaz geçirdim çiçeklerimden yana. o kadara az ilgilenmeme rağmen hepsi coştu bu sene.
tek istediğim onlarala rahat rahat ilgilenebileceğim küçük bahçeli bir ev. umarım hayalim gerçek olur. yoksa kararlıyım küçük bir sera açacağı. çiçekçilik yapacağım:)))yazı bayağı uzadı acısı çıktı. bahçeden ve benden bu kadar.
hepinizi sevgiyle kucaklarım..

19 Ağustos 2009 Çarşamba

saklandığım yerden çıktım:))

hergün geliyorum okuyorum, gezyorum ama şuraya iki satır yazmaya üşeniyorum..
günler su gibi akıyor..ruh halim dalgalı deniz kıvamında..
yağız büyüyor..hergün ciğerim bir köşesini tüketerek..
geçen hafta yataktan düştü yine..bu ikinci düşüş..
bu sefer biraz daha kötü..intaharın eşiğinden döndüm..
çok korktumm dudaklar burun uçukla doldu..
yağızımı öyle yerde ağzı burnu kan görünce ömrümün 10 senesini daha harcadım..
yağız iyi..gerçekten bebeklerin koruyucu melekleri var..
annelerinde var mı acaba???
anneliğin en büyük öğretisi sabırmış anladım..
kelimlerimin bağını yitirmişim..ordan burdan geliyorlar..
kusurumuz affola..

bugünlerde tarhana yapımına taktım..sevgili tijeni okurken gördüm..ne zamandır yağıza yedirmek istiyorum ma hazır olanlara güvenim yok..
kendim yapasım var..ama az biraz denemek lazım..
işte o az birazı nasıl tutturacam orası meçhul..
kafamdan plan yapıyorum..
bir bakın bakalım usta ev hanımları bilen bilmeyenler bu plan işe yararmı

4 domates,4 soğan, 2 kırmızı biber,1 yeşil biber, bir çay bardağı haşlanmış yeşil mercimek, yarım çay bardağı fasulye, yarım çay bardağı honut, maydanoz nane, 2 su bardağı süzme yoğurt, bir ekmek hamuru, alabildiğine un

yaptığım araştırmalarım sonucunda böyle bir tarif çıkardım ortaya. ben bunu uygularsam ortaya çıkan madde ne kadar tarhanaya benzer:)))

blog aleminin güzel insanları sizleri bekliyorum..arife tarif gerekmez demeyin:))
syorumlarınızı bekliyorum..
sevgiyle..

14 Temmuz 2009 Salı

13 rakamı uğursuz mu dedi biri:))

13 hep uğursuz derler..ben 13 aralık doğumlu olduğum için hiç bir uğursuzluğunu görmedim..ve şimdi net olarak diyebilirim ki 13 çok uğurlu bir sayı..oğluşumun hayatında öyle olacak..biliyorsunuz çok uzun süre yazmadım.hepinizi okudum gezdim ama içimden hiç bir şey yazmak gelmedi..üzüldüm ağladım alıştım yıprandım büyüdüm anladım.hiçbirşey oldum herşeye döndüm..anlamlı anlamsız bir zaman dilimiydi hayat..farkına vardım..

yağızı 13 martta teste götürüp işitme kaybını yaşadığımız o günden sonra 6.ayını beklemeye koyulmuştuk..ki her şerde bir hayır var deyip o konser anını anlatmıştım.patlayan havai fişeklerine tepkisizliği ve sonrasında yeniden doktor arayışları..netten yaptığım araştırmalarımda adanada kulak burun boğaz ve işitme merkezi açan prof.levent soyluyu bulmuştum.ve ona götürmüştüm. kendisi aynı zamanda adana balcalı hastanesinde prof. levent beye gidip süreci anlatmıştık. levent bey yeniden teste sokamayacığını ancak 6. ayında testten sonra net bilgi verebileceğini söylemişti. bizim için bir bekleme süreci yeniden başlamıştı. 13 temmuz a balcalıdan randevu aldığımızda eşime bu 13 sayısı yağızın ya en uğurlu yada uğursuz sayısı olacak demiştim.

beklenen gün hemen gelir bilirsiniz..ve gün geldi çattı..akşam kalabalık olalım diye annemlerde yattık.yağzıın gece uyutulmaması gerekiyordu..saat 4 te abim gelip yağızı aldı..4,30 gibi de ben kalktım.bir baktım abim yağızın kucağında uyumuş abimde kıyamamış.ben hemen uyandırdım ve macera başladı.. saat 7 ye kadar yağızı öyle böyle oyalamayı başardık.. arabaya binince ki araba yağızın beşiği gibi iş zorlaştı.yavrum ayakta uyumaya başladı.bir yandan eller yüz ayakalr yıkanıyor bir yandan orası burası çekiştiriliyor..yağız gözü kapalı çığlık çığlığa bağırıyor..zor bela vardık hastaneye..saat 8,30 da teste aldılar kuzumu..ben dayanamam diye aşağıda bekledim..halası babası ve annem çıktılar..kuzum koltuğuna yatar yatmaz uyumuş.ama doktor her ihtimale karşı bir kaşıkta atarax şurup içirmiş.sonra teste sokmuş.
tabi o arada ben aşağıda takriben 15. ci sigarayı içiyorum.gözüm kapıda. annemi gördüm. ağlıyor..öyle ağlayarak görünce duymadım annemi bir an..bişey söylüyor ama ben duymuyorum..anne anlamıyorum dedim sadece..annem dediki yağızın kulaklarında hiçbirşey YOKMUŞ...ben titriyorum nasıl yani diyorum doğrumu gerçekmi..doktorun yanına çık dedi. doktorun yanına gittim..görümcem eşim herkes ağlıyor..ben doktora dedimki doğrumu söylüyorsunuz..evet dedi.hiçbirşey yok bu çocukta kulakları yüzde yüz duyuyor.hatta testi çok detaylı yaptım siz böyle birşey var deyince. en alt frekanstan başlattım ama yağız normal..

mucize dedikleri işte budur. doktora göre diğer testler yanlış yapılmış.aynı gün birden fazla test yapmak doğru sonucu vermzmiş zaten.ama bend,ce mucize.öyle birşey vardı ama geçti.çok dua ettim çok yer gezdim..bilmiyorum belki ben buna inanyorum belki gerçekten yanlış teşhis. ama sonuç değer herşeye..o altı ay yaşadıklarımızın hesabını kimse vermicek o günler geri gelmicek belki ama yaşanması gerekmiş yaşandı..
böyle bir hayatta olduğunu herkesin başına her an herşey gelebilceğini anneliği evlatlığı herşeyi çok daha iyi anlamak için belki de şarttı..

şimdi tek duam allah kimseyi evladıyla sınamasın..ve tüm çocukları korusun allah..onlar çok küçük çok masum...

hepinize sevgiler..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails