14 Eylül 2009 Pazartesi

sonunda macera başladı:)

evet tarhana maceram dün gece 23,00 itibariyle başladı. ne zamandır korkudan erteliyordum..bu kez dedimki hadi ne var korkacak altı üstü ziyan edeceksin..
hiç bir malzemede ölçü tutmadım..sevgili tijendeki malzemelere sadık kalarak yaptım bir hamur..şu anda beni evde bekliyor.sabah işe gelmeden bir baktım..akşamdakinden daha çok olmuş:)
ölçülerini göz kararı yaptığım için tam ölçü veremeyeceğim. ama yaptığım işlemleri sayabilirim sanırım..önce evde bulunan 1,5 adet kırmızı biberi 3 adet küçük soğanı, 3 adet domatesi ve bir diş sarmısağı tencerede haşladım. biberlerin kabukları soyulacak kıvama gelince ateşten aldım ve soğumaya bıraktım. biberlerin kabuklarını soydum ve rondodan geçirdim. ev yoğurdundan yaptığım bir bardak kadarsüzme yoğurdu(eleğin içine kağıt havlu koyarak süzme yapıyorum) ve rondodan geçirdiğim karışıma ekledim.içine bir yemek kaşığı kadar toz maya ekledim. ve ele yapışmayacak sertlikte bir hamur hazırladım.
yalnız tek sorunum var. içerisine sadece 1 tatlı kaşığı kadar tuz ekledim. problem olur mu bilmiyorum. tuz eklemedim çünkü tarhanayı zaten yağız için yaptım. yağızada 1 yaşına kadar tuz yasak olduğu için ekleyemedim. ama tuzun tarhandaki görevi çokmudur. önemli bir detaymıdır bilmiyorum.
bu konuda bilenler yardımcı olursa çok sevinirim. şimdi akşamları gidip yoğuracağım ve sanırım çok cıvık bir hamursa un ekleyeceğim. ikinci soruda burda geliyor. bu hamurun kıvamı nasıl olacak. sert bir hamur mudur tarhana hamuru.
bu iki konuda yardımlarınıza ihtiyacım var? sizleri bekliyorum.
şimdilik hoşçakalın

not: sevgili kakaolu ve calimero mutfakta hediyeleşme oyununa dahil oldular. hatta kakaolu blogunda yayınladı. bu oyuna katılımlarınız bekliyoruz. zaten bir süre daha bekleyip hediyeleşmeye başlayacağız.

11 Eylül 2009 Cuma

yağmur yağıyor..seller akıyor...

avazım çıktığı kadar bağırmak, yüreğimin yükünü hafifletmek istiyorum..burada ne devlet meseleleriyle ne siyasetle nede hayat görüşümle ilgili yazılar yazmayacaktım..yazarsam kötü olur..ağır olur..ipin ucunu kaçırırım diye korkuyordum..
ama bu kez içimdeki ses çığlık çığlığa..2010 yılına girerken kültür başkentinde bu felaketin yaşanması iç acıtıcı, sinir bozucu..
felekat, felaketin ardından gelen felaket, insanların düştükleri durumlar, hiç uğrana yitip giden canlar ..
en kötüsü bu haber...
canım yanıyor..hayatının başında bir melek, hayatı boyunca bu acıyla yaşayacak bir anne ve kız..ağlamak istiyorum ağlarken haykırmak..nerde bu devlet dediğimiz, nerde bu devletin başındaki adamlar..hiç mi sızlamaz bir yerleri..hiç mi utanmaz hiç mi yüzleri kızarmaz..
kim verecek hesabını aslı annenin uykusuz gecelerinin..onca emeğin hesabını kim verecek..
aslının yüreğindeki o koca kara deliği kim kapatacak..o acıyı kim silebilecek..
hayatı boyunca boynunda taşıdığı pişmanlığı olacak dila, ve son nefesine kadar yüreğinde acı..
ya azra..daha 5 yaşındaki kızın gözlerinin önünden kayıp gidişinin sahnesini kim unutturabilicek..
zaman demeyin palavra derim..
hiç kimse hesabını veremeyecek bu acının..ve diğerlerinin..birileri rahat koltuklarında kıçlarını biraz daha büyütürken, öteki dünya deyip yırtarken bir yerlerini, hiç düşünmeden kendileri içinde olacağını ceplerini doldururken, bu kadar insanın ahını alarak yollarına devam ederken, hiç uğruna selde kaybolan her canın, diğer bireyleri ömürleri boyunca bu utancın bedelini ödeyecek..
içim yanıyor dilimin ucunda tüm kötü sözler kimi kayıp gitti affola..
okuyorum..okudukça öfkem büyüyor..kendimi koyuyorum yerine aslının bin kere vurarak tahtaya..ama çıldırmak an meselesi düşüncesinde bile..
aslı bunu yaşıyor..azra bunu yaşıyor..diğerleri bunu yaşıyor..
yazıyı burda kesmezsem yazık olacak kelimelere..kirlenecek daha fazla..hiç değeri olmayan kişilerde anlam bularak..
dilanın bulunması için dua ediyorum..ailesinede sabır..umarım bir yerlerde bir şekilde bulup almışlardır o küçük bedeni sudan..kurtarmışlardır meleği..teslim ederler aileye..
azraya ve aslıaya da sağlık diliyorum..acınızı paylaşıyoruz..ama biliyorum ki azalmıyor..
sadece üzgünüm..

8 Eylül 2009 Salı

Hediye' li günler olsa


uzun zamandır düşünüyorum.


bir çok sitede de karşılaştım. blog lar arasında birbirine kutular gönderen arkadaşlar vardı. içlerinden küçük küçük hediyeler , kartlar çıkan kutular..


ne güzel heyecan, ne güzel paylaşımdır değil mi?


küçük bir sakız da olsa insanı ne mutlu eder.


uzaklardan belki yüzünü bile görmediğin insanlardan heyecanla hediye beklemek ve aynı heyecanla hediyeler yollamak..


belki bir toka belki bir çikolata.. ne fark ederki.. önemli olan o heyeceanı yaşamak değil mi?


arkadaşlar böyle bir oyuna katılmak isteyen varmı acaba benden başka?


3-5 parça küçük hediye ya da içinizden ne gelirse bir kutuya koyup yollasak şehrin diğer ucuna sevgimizle...


yazında konuşalım olur mu? bekliyorum önerilerinizi..


sevgiyle...

29/08/2008

kuzumun dişlerini gördüğümüz ilk tarih..
aslında tam da bugünlerde mi çıktı bilmiyorum. ama geleceği her halinden belli olan dişlerimiz bu tarihlerde evet onayını aldı. 1 eylülde götürdüğümüz doktor kontorolünde biz bir müjde beklerken iki müjde aldık. yağızın bir dişi değil iki dişi patlamış.
çok şükür ki arada ateş basmaları haricinde yüksek ateş yaşamadık. ama çok huzursuz yemeksiz veuykusuz günler geçirdi bebeğim. başına vurmalar, saç çekmelerde cabası.

şimdi kaşıkla yemek yerken yada bardakla su içirirken duyuyoruz sesini.
mutluyuz.
şimdi sıra diş buğdayında:))

2 Eylül 2009 Çarşamba

saklı bahçe


biliyorsunuz benim küçük bir balkon bahçem vardı. yaz boyunca rengarenk olan bahçemden sizlere biriktirdğim resimleri yayınlamak bir türlü kısmet olmadı. resimlerimi tararken buldum. dedim hadi kızım bir yayınlayıver:))



bu yukarıda gördüğünüz çiçeğim bu sene annemgilden aşırdığım çiçek. adına kraliçe diyorlar ama çok bilgili değilim. gerçek adını bilen varsa beni bilgilendirirse sevinirim. kendine hayran bırakacak güzellikte çiçekleri vardı. avuç içi kadar büyük. gövdesine baksanız bu ne ya dersiniz ama çiçeklendimi gerçekten kraliçe gibi oluverdi. çok zahmetli bir çiçek değil. toprağı kurusada problem etmiyor.:) sadece siyah böcek oldu çiçeklerinde onlarada biraz ilaçlı su sıktım ve peçetyele sildim. balkona çıkıp çıkıp baktım bu güzelliğe:) şu anda sadece gövdesi kaldı. baharda saksısını büyüteceklerim arasında. dinlenmede:)

diğer çiçeklerim, yukarıda iki renkli olan mine çiçeğim. renlerini çok beğendiğim için aldım bir tane. örtücü türden. tek daldan hemen büyüyor sarıyor. dayanıklı çiçeklerden. hala saksısında duruyor. bu sene yeni tanıştığım çiçeklerden biride vapur dumanı. mevsimlik çiçek. üzerinden mor çiçekleri hiç eksik olmadı. yaz sonunda kurudular. seneye alınacaklar arasında. tabiki kırmızı sardunyam ve kırmızı minyatür gülüm. bol bol çieçklendiler bu yaz. en sonucusuda cam güzeli. mevsim sonu budandı.

bunlarda puşt oğlanlarımız:) bizim buralarda adı bu:) bu sene parklara ektikleri için bol bol puşt oğlanım oldu. küçük bir dalı toprağa batırmanız yeter. hemen tutuyor ve büyüyor. renk renk harika çiçekler açıyor. mevsimlik çiçeklerden. bu arada bol su seviyor:) tohumlarını topladım. bakalım seneye tohumdan çıkıp çıkmayacağına bakacağım:)

işte beni bu sene en çok mutlu eden olaylardan biri. bahçemde artık ortanca var. belki hatırlrsınız. ortanca çiçeklerine bir türlü bakamamıştım. aldığım iki ortancada ölmüş, tutturma çabalarım hep boşa çıkmıştı. bu sene bir sürpriz oldu. kış döneminde bir yerden aşırdığım dalı toprağa ekmiş ve unutmuştum. saksıları düzenlerden o dalda küçücük bir filiz keşfettim. ve o daldan işte bu muhteşem ortanca oldu. hemde uzun süre çiçeği bu halde kaldı. önce yeşil sonra pembe. solmadan kopardım ve salondaki vazonun içine yerleştirdim. kendiliğinden kurudu. diğerleri karanfillerim ve yine bol çiçekli vapur dumanı.

son olarak menekşelerim. daha önce yazı yazmıştım sanırım. sürekli saksı altındaki tabaklarını sulu bırakıyorum. başkada yaptığım bir şey yok. şu anda çiçeklerini döktüler. hatta çoğu yapraklarınıda:))) ama toprağa daldırdığım iki dal tutmuş:) en azından onları kurtardık:)
işte böyle bunların dışında bir sarkan petunya aldım. bir saksıda üç renk. harikalardı. bir begonya edindim. çok zor çiçek. böceklenmesi de çok oluyor. bu sebeple tekrar almayı düşünmüyorum. ama çok keyfili bir yaz geçirdim çiçeklerimden yana. o kadara az ilgilenmeme rağmen hepsi coştu bu sene.
tek istediğim onlarala rahat rahat ilgilenebileceğim küçük bahçeli bir ev. umarım hayalim gerçek olur. yoksa kararlıyım küçük bir sera açacağı. çiçekçilik yapacağım:)))yazı bayağı uzadı acısı çıktı. bahçeden ve benden bu kadar.
hepinizi sevgiyle kucaklarım..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails