30 Ocak 2010 Cumartesi

kendime header yaptım:)))

yeni bir program buldum..biraz kurcaladım..sonun da bu çıktı:)) acemilik için fena sayılmaz aslında ama daha iyileride olabilir değil mi:))
yok ben bunu beğendim bu kadarı da bana yeter derseniz hiç üzülmeyin hemen yapıveririm size:))
nasıl buldunuz beğendiniz mi diyecem cevap veren olmayacak..kızlar neredesiniz bakayım? neden sorularım hep cevapsız kalıyor:) küstünüz mü yahu? yani artık ihmal de etmiyorum blogumu.hatta biraz abartıp fazla zaman ayırdığım bile söylenebilir:) ama hala kendi kendime konuşuyor hissim mevcut..
neyse bu benim header denemem bir gösterivereyim dedim. görmemişin bir headeri olmuş hemen bloguna koymuş:)))

şiir duvarı/*Sunay Akın*/

yazar hakkında:



Sunay Akın , Türk şair, yazar, gazeteci, araştırmacı, Trabzon’da doğdu. Lise öğrenimini İstanbul Koşuyolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. İlk şiirleri 1984 yılında dergilerde yayınlanmaya başladı. Arkadaşlarıyla birlikte 1989′da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından 1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü Makiler şiiri ile kazandı. Buluşlara dayanan, genellikle kısa şiirlerinde, Orhan Veli şiirindeki bir özelliğin günümüzde sürdürümcüsüdür. Bu tür şiire pek de özgü olmayan, yumuşak, lirik bir ses tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreya’nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.



23 Nisan 2005 tarihinde 11 yıldır dünyanın dört bir yanından topladığı oyuncaklarla, hayali olan İstanbul Oyuncak Müzesi’ni Göztepe, İstanbul’da tarihi dört katlı bir konakta açtı.



Sunay Akın ilk şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun kızına yazar. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar. Mahsusçuktan!… Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra “Bir Şairdir Artık”, çocukluğunun geçtiği Trabzon’a gittiğinde sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri “Hava Muhalefeti” nedeniyle kayıptır.



bilirsiniz şiir sevdiğimi daha öncelerden. sunay akın da sevdiğim şairler arasında. Uzun zamandır yazı eklemediğim şiir duvarına bu kez sunay akını konuk edeyim dedim. Kendisi şehrime gelmesine rağmen yağız'ın hastalığı yüzünden gidememiştim. Giden arkadaşıma imzalaması için kitap bile verememiştim. Üzgünüm:(( Arkadaşımdan aldığım bilgilere göre kendisi çok hoş, alçakgönüllü ve gerçekten bilgili biriymiş. Odasına giden herkesle uzun uzun ilgilenmiş ve sohbet etmiş. Hiç kimseye burun kıvırmadan uzun uzun yazılarla kitaplarına renk katmış.Arkadaşım ablam için bir kitap imzalttığından birebir şahit oldum:) şekiller çizmiş kitabın sayfasına yazıyla birlikte.. böyle güzel bir yüreğin böyle güzel kaleminin olmaması şaşırtmamalı öyleyse değil mi? kendine olan hayranlığım bir kat daha arttı.. son kitabı Ay Hırsızı'nı henüz okumadım. okuyunca onun hakkında da yazarım mutlaka.. Şimdilik sizi şiirleriyle başbaşa bırakayım. Tabi ki benim en sevdiklerimden seçmelerle..



no:) Daha fazla bilgi için burayı ziyaret edin.



Sunay Akın 'dan seçmeler...



NAFTALİN

Eksik olan
bir yanı vardı aşkımızın
bir filminde
üç beş figüran dövüp
ata binmemesi
gibi cüneyt arkın'ın

Haberin olsun
vermedim eskiciye
yırtık ayakkabılarımı
nasıl ayrılırım ki onlardan
kapınızın önünde
az mı çıkarıp
giymiştim

Naftalinedim bende kalan yün kazağını
söylemiş miydim size
naftalin
ki güvelere karşı kullandığı
kimyasal silahıdır
anıların
******************************************
YALNIZLIK

Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girerde
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa
**************************
GÖZYAŞI

Odunsuz bir sobanın
yanında titreyen
çocuğu görse yağmur
gözyaşlarını odaya
tavanarasındaki delikten
usulca bırakır
*********
GİDERKEN (ÇUKUR)

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur

29 Ocak 2010 Cuma

kulaktan ateşölçerimiz

Braun Thermoscan IRT 3020 Ateş Ölçer
yağızın hastalıkları bitmek bilmediğinden ve genelde hep ateşli hastalık geçirdiğinden ateş ölçerimizi değiştirme kararı almıştım biliyorsunuz. yağız zaten inatçı ve bir o kadar da huysuz olduğu için ateş ölçmek bizim için tam bir işkenceye dönüyordu. koltuk altına sokmaya çalışırsın olmaz, farzet ki yerleştirdin o uzuuuunnn süreyi yağız efendi beklemez. kafayı yiyen ben bir türlü ateşini öğrenemezdim. baktım olacak gibi değil yeter dedim ve yukarıdaki şahaneyi aldım:) şahane diyorum çünkü kulağı yerleştirmemizle ateşini öğrenmemiz bir oluyor. ayrıca bizim velet ne yaptığımızı anlamak için öylece duruyor:)))

uzun araştırmalarım sonunda sanalreyonumdan aldım ürünü..hem fiyatı uygundu hemde çok çabuk elime ulaştı. tek sorun 21 adet yazan filtrenin 10 adet gelmesi.onun içinde aradım. şirketle görüşüp haber vermelerini bekliyorum.

onca ıvır zıvır şeye dünya paralar öderken neden böyle birşeyi atladığımıda düşünmeden edemiyorum..ama kendimi bağışlıyorum hemen. zaten her vırtında zırtında anında doktorunun yanında olduğumuz için eksikliğini hissetmemiş olabilirim diyorum:)

ürün kullanıldı ve memnun kalındı..nacizane önerimdir:))

hay benim şu inadıma..

yahu teknolojiden çok anlamıyorsun madem ne diye durmadan şablon değiştiriyorsun arakadaşım..
tek istediğim düz beyaz zeminde yazı yazmaktı..ne oldu şimdi herbirşeyim kayboldu yahu..ekrana getiremiyorum..acil yardımmmmmm

geç kalınmış bir yazı..



yağızın doğum gününden hiç bahsetmediği mi fark ettim. aslında yağızdan hiç bahsetmediğimi farkettim. aslında hamileyken ne güzel planlar kurmuştum. hamileyken başlayacaktım günlük tutmaya. sonrasında ilklerini not edecektim hep. ama planlar her zaman uygulanamıyor.yağızın ilk altı aylık dönemini hiç hatırlamıyorum bile.. hayatımızı karartan doktorun söylediği bir kelimeyle yağızın duyup duymadığı endişesiyle geçti güzelim günler.


şimdi bile hala sık sık yazmayan belkide yarın bana sorabileceği detayları yazmaya üşenen baş belası bir anneyim:))


daha fazla kendimi aşağaılamadan geçeyim yazıya.. öyle aman aman yazacak bir doğumgünü değildi. en azından benim planladığım kafamda canlandırdığım şekilde geçmedi. malum yılbaşı gecesi öyle kalabalık bir grup da kuramadık. zaten bir yemek telaşı, sonrasında uykusu gelen yağızın huysuzlukları derken geçti ilk doğumgünü. pasta tasarladığımdan ve tarif edilenden bambaşka geldi. fotoğraf çekmek kimsenin aklına gelmedi:)) her gelen bir an önce kalkma sevdasına düştü:) ayy nasıl bir doğum günü yazısı oldu yahu:) içim şişmiş.


zaten harika bir partide olsaydı yağızın umrunda olmayacaktı diye avutuyorum kendimi. biz daha çok eğlenecektik sadece. gerçekten hatırlayacağı doğumgünlerinde harika organizasyonlar yapacak annesi güzeline.. söz oğluşum..


bu arada ilk yaş lavantaları yaptım oğluma. gelenlere dağıttık..i


not:)bu yazı niçin yazıldı amacı neydi bilinmemektedir. sanırım yazarınız bu soğuk günlerde hastalıkla ve depresyonla boğuşurken sadece saçmalamaktadır. idare edile:))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails